Sen Hiç Beyaz Güneş Gördün mü ?
- Kategori: Günlük
- Oluşturulma tarihi: Pazar, 25 Ocak 2009 07:28
- Gösterim: 3251
Cuma günü birkaç işim için dışarıdayken, gideceğim yere şöyle bir sahilden uzanarak gitmeyi tercih ettim. Malumâliniz maksat bir sahil yürüyüşü yapmak. Hava tam da sevdiğim türde bir yağmuru indirmek üzere hafiften çiselerken, puslu havayı pek seven benim gibi bir kurt için dahi hava raporlarında söylenen deyimle hava kalitesi düşük görünüyor. Gün içinde iki sefer yağacak çamurun o kavruk yansıması nedense gökyüzünde kendini göstermiyor Havayı böyle karşıdan seyredip neler olacağı hakkında fikir yürütmek aslında insanoğlunun çaresizliğine de iyi bir örnek teşkil ediyor. Bilmiyorum, epilepsi, epileptik, sara kelimelerini daha evvel duydunuz mu.Epilepsi de insanın çaresizliği karşısındaki imtihanlardan biri olsa gerek. Elbette insanın çaresizliği, ebedi olan ilahi çareyi farkedene kadar. İşte belki de imtihanın asıl kısmı bu.
- Epilepsi beyinin (Akıl değil organ olan beyinden bahsediyoruz tabii) çalışması ile ilgili bir rahatsızlık.
- Kendini epilepsiye has krizler ile gösteriyor.
- En kötü yanlarından biri krizlerin önceden belirgin belirtilerle gelmemesi.
- Krizleri uykusuzluk, alkol ve diğer uyuşturucu maddeler, kafein, regl dönemleri, B6 eksikliği, kan şekerinin düşmesi gibi etkenler tetikliyor.
- Epileptik kişi krizler dışında her açıdan gayet sağlıklıdır.
- Epilepsi bulaşıcı değildir.
- Kriz geçiren bir epileptiğin ellerini açmaya çalışmayın, sadece dilini ısırmaması için dişleri arasına mendil ya da kalem türü zarar vermeden zarar görmeini engelleyici şeyler koyabilirsiniz.
- Krizde asla kolonya ve benzeri malzemeler kullanmayın.
- Krizdeki hasta aslında sandığınız gibi bayılmış değil. Bunun için soğan ve benzeri şeyler de kullanmayın.
- Öncelikle hasta yalnız ise hemen 112'yi arayın.
- Hastanın kriz anında kendine zarar vermesini engelleyici şekilde davranın. Etrafında zarar görmesine sebep olacak şeyler bulunmadığından emin olun.
- Sizi kavramasına müsade etmeyin. Şefkatli davranmak, o an bilinci yerind eolmayan hastanın size zarar vermesine sebep olabilir.
- Bu şartlar altın da hastadan çekinmeden:
- Dilini ısırmasını engellemek için dişleri arasına kalınca dürülmüş bez, mendil gibi bir şey koyun. Metal malzeme (çatal, kaçık, bıçak) kullanmayın.
- Hastayı hafif yan pozisyonda yatmasını sağlayın.
- Gömlek ve benzeri yakası açılabilir şeyler varsa açın, kravat varsa çözün, rahatlamasını sağlayın.
- Kendine geldiğinde aniden kalmasına müsade etmeyin. Kendine geldikten sonra en az birkaç dakika olduğu yerde ya da oturarak dinlenmesi iyi olacaktır. Kalkmasına yardımcı olmayı unutmayın.
Küçük çocuğun o gün 3. nöbetini geçirdiği duyduğum anı ve annesinin çaresizliğini unutamıyorum. Anladım ki uzun süredir öyle bir çaresizlik yaşamadım. Bu beni çok etkiledi. Şimdi buraya bakıp da "hıh" diyerek bıyıkaltından bilmiş gülümsemelerde bulunmak yerine o anı canladırmaya çalışırsanız, bugüne kadar her ne görmüş geçirmiş olsanız da bundan fayda göreceğinizi sanıyorum.
Akşama doğru dönerken halen aklımda o anlar vardı. Bu esnada birkaç sefer indirmesine rağmen hava daha bir puslanmış, denizle ti gökyüzü birbirinin tonlarında iki gri olmuştu. Bu pis ve puslu havanın arasından pisliği yırtarcasına güneşin bir dolunay şeklinde göründüğüne şahit oldum. İşte güneş tam bir dolunay, tabak gibi yukarıda duruyordu. Öyle ki bulutlara rağmen halen bir güce sahipti ve sanki kocamış kurtların söylenmesi gibi söylenerek sizi kendine bakmaktan men etme gayretindeydi: "Ben halen güneşim...ben halen güneşim".
Güneşin gündüz gördüğüm ana-oğul çiftini ve elbette daha çok annesini temsil ettiğini düşündüm. Hani o çaresizliğine rağmen önümde ağlayamayan anne. Böylesine geleceği puslanmış bir hayatta yine de bir güneş edasıyla ayakta kalmak zorunda. Sonu yaklaşan yıldız, aldığı hal sebebiyle beyaz cüce olarak adlandırılıyor. Onlar sanki kocamandı. Allah hidayetlerini eksik etmesin.
Allah yardımcınız olsun.










Yorumlar
Sitenizi Yaklaşık bir saattir inceliyorum. Büyük ihtimalle CMSTurkten ulaştım buraya.
Bu yazıda anlatılan olayı bizzat yaşamış olmasam da çok üzülüyorum.
Gerçekten zor bir durum. Bu konuda hassas olmamın sebebi sanırım genç yaşta epilepsi yüzünden vefat eden halam...
Kendisini hiç göremedim.
Allah kimseye böyle birşey vermesin. Hastalık deyip küçümseyen insanların da insanlıklarını bir an önce hatırlamaları gerekmekte. Bu sadece epilepsi için değil diğer tüm rahatsızlıklar için geçerli...
İnşallah iyi bir sonuca ulaşır tüm aileler...
Okurken gerçekten çok etkilendiğimi ifade etmeliyim ,çünki; bizimde zaman zaman zor durumlarda yaşadığımız olaylar karşısında (bu kadar çaresiz kalmasakta allah yardım etsin yaşayan kişiye) annemizin sürekli yanımızda ve güçlü duruşu yada durmaya çalışışını demekki her anne bu şekilde zor günlerinde sebat etmek zorunda diyerek , verdiği hüzünle bu durumu daha iyi anlamış oldum..
Bunun gibi Olaylar karşısında Acziyetimizi önce Allah'a sonrada ailemize ihtiyacımızı çok iyi ifade etmiş oldunuz.Ayrıca Anneliğin kolay birşey olmadığınıda çok iyi kavramış oldum birazda ...Bazı şeyler her nekadar biliyoruz farkındayız herşeyin desekte , bunun gibi hadiseler unuttuğumuz yada bildiğimizi sandığımız sıradanlaşan duygularımızı kamçılıyor ve bazı şeyleri tekrar sorgulamamıza sebep oluyor..
Tekrar teşekkürler...Selametle.. .
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için