Saklamalı

Yazar Administrator
Perşembe, 02 Ekim 2008 21:10

Bir arkadaşımdan e-posta ilegelen ve daha evvel forumda paylaştığım yazıyı aktarıyorum. Saklanacaklar içinde; umarım beğenirsiniz.

Renklerin ustası olarak anılan büyük ressam, eğitimini bitiren öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş ve üzüntüyle usatasına gitmiş.

0 Yorum

Yazar Administrator
Salı, 09 Eylül 2008 00:56

…Biz yine ilerliyorduk.
İzmir sokaklarına girdik. 
Birinci Kordon’a çıktık.
Kordon’da silahlı yüzlerce düşman subayı ve askeri ile karşılaştık.

Tereddüde yer yoktu. 
Kılıç çeeek… Dört nala!... komutunu verdim.
Rüzgâr gibi geçiyorduk…

0 Yorum

Yazar Administrator
Cumartesi, 02 Ağustos 2008 02:46

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki elbiseler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. 'Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir' diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.

Alaycı bir sesle:

- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

0 Yorum

Yazar Administrator
Cuma, 01 Ağustos 2008 09:30
Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi hikâyelerimiz var. Bugün bile yüzlerce türkümüz, bu hikâyelerden alınmadır. Bu aşıklar, çok acı çekerler ama buluşamazlar. Hikâyenin sonu ise çok enteresandır. Aslı, gerdeğe girmek için düğmelerini çözerken elbisesi alev alır, yanar. Kerem de yanar. Aşkla yanarlar ve yine buluşamazlar. Fakat hikâye burada da bitmez. Kerem ile Aslı'nın külleri kalır ve küller birbirine karışır…İşte Anadolu toprakları: Kayseri, Erzurum, Bursa, İskenderun… Kerem ile Aslı'nın külü.

0 Yorum

Yazar Administrator
Cuma, 01 Ağustos 2008 09:17

Kısa bir dostluğuna tesadüf ettiğim Lamassu Nisyan'ın yazılarından.

--------------------------------------

Bu hikayeyi 5-6 yıl önce okumuştum hayatımıza yön veren hikayeler serisinden...Ama hayatın karmaşası,gürültüsü içinde belki de beynimi tozlu odacıkları arasında kaybolmuştu..Çünkü birbirini bir hiç için öldüren bir neslin evlatları olarak sevginin gücünün tükendiğine inanmaya başladık kimbilir!!! Ama tabiatta herşey aşk üzerine sevgi üzerine...Her bir damla aşk ile dökülür toprağa.

Takdir edersiniz ki benim yazdığım bir kadının erkeğe olan aşkı değil yanlız ca tüm yaradılışta her alanda bir aşk hikayesi...

0 Yorum

 

   Yukarı     Baş Sayfa